8 Ocak 2020 Çarşamba

İçinizdeki Kötülüğü Yok Edin

İçinizdeki Kötülüğü Yok Edin
Bir konu başlığı böyle olunca herkesin içinden elbette benim içimde bir kötülük yok ki diye sesler yükselecek. Peki nereden biliyorsunuz, belki farkında bile değilsiniz. Zaten yazının amacı diğer insanlara karşı olan bir kötülük değil ki. Kendimize karşı olan kötülükler. Madem ki içimizde kendimize karşı bir kötülük barındırmıyoruz o zaman mutluyuz, hayattan yaşamdan lezzet alıyoruz, her şey yolunda demektir. Bu yazı üzerinde düşünmenize de gerek yoktur. 
İnsan kendisine neden kötülük eder. İçinde bitip tükenmek bilmeyen karamsar düşünceleri atamadığından kendisine haksızlık etmez mi. Benim neyim eksik ben niye başaramıyorum düşüncesi öncelikle içimizde ki kıskançlığın ürünüdür. 
Bunun gibi örnekleri çoğaltmak elbette mümkün. Önemli olan bu fikir ve düşüncelerin temeline inip bunları kökten yok etmek yada hiç olmazsa dizginlemek hayatı daha yaşanabilir yapmaz mı?.  İçimizde ki korku, endişe, üzüntü, saplantı, karamsarlık, tükenmişlik vb. pek çok olumsuz düşünce hayatı yaşanmaz hale getirmektedir. Bu tür düşüncelerin sürekli tekrarı olumsuz düşüncelerin artmasına ve hayatın çekilmez olmasına neden olmaktadır. Sürekli olarak yapılan bir iş nasıl bedenimize pratik kazandırıyor ve aynı çerçeveden bakmamızı sağlıyorsa ki bunun beyin içinde geçerli olduğunu kabul etmek gerekmez mi? Düşünün bir kontrolörün işi aksaklıklar ve işin plana uygun olarak yürütülüp yürütülmesini sağlamak değil midir? Uzun zamandır aynı işi yapan bir kişi artık bakınca bir çok aksaklığı hemen fark edebilmektedir. 
Bunun gibi sürekli olumsuzluklar yaşayan birisinin de hayattaki olumsuzlukları daha hızlı fark etme gibi alışkanlıkları kazanması gayet olağandır. Olumsuzluklar süreklilik kazanırken kişi de olumsuzluklara karşı hızlı bir çekim ve algı oluşur ki bu da o kişi için fasit bir çember oluşturur. Eğer zamanında bunun önünü geçmezse bütün olumsuzlukları etrafında toplamaya başlar. Aslında olumsuz düşünce ve fikirler bu kişiyi görünce hemen koşup gelmez lakin o olumsuzlukları hemen fark ettiğinden böyle bir his kişide oluşabilir. Oysaki çevresinde olumsuzluklar kadar iyi ve güzel olan şeylerde mevcuttur. Lakin zamanla kişi bunlara karşı olan seçiciliğini olumsuzluklara yönlendirdiğinden bunların varlığı çok az algılanacaktır. 
Olumsuzluklar peşinden gelecek olumsuzluklara kapı aralayacak yada tetikleyecektir. 
Bu nedenle içinizde ki kıskançlık, haset, kibir, kendini beğenmişlik, çekememezlik, öfke, kin gütmek gibi pek çok kötü özelliği bir an önce fark edip onlardan kurtulun. 
Siz siz olun bu kötülüğü kendinize yapmayın. İyilik ve güzellikleri arayıp bulun, olumsuzluklara karşı duyarsız, ilgisiz kalın yada hemen kalıcı olmadan olumsuzlukları bir an önce kaldırın veya çözüp kurtulun.
Olumsuzlardan yada negatif düşüncelerden uzaklaşmak için kendinize bir iyilik yapın ve size iyi gelen uğraşlara sarılın. Kitap okuyup, spor yapın, yürüyüşe çıkın, gezip dolaşın, sevdiğiniz bir yemeği yapmayı deneyin, açık alanlarda yürüyüş yapın, sevdiklerinizi ziyaret edin, sinemaya gidin, müzik dinleyin(tabiki de sizi karamsarlığa sürükleyici olanları değil), bir belgesel izleyin, sevdiklerinizin yanına gidemiyorsanız telefonla görüşün. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Siz size iyi gelen şeyleri yapın. Gerekirse bunların bir listesini çıkarın. Sizi üzen ve mutlu eden şeylerin. Sizi üzen şeylerden kaçın, mutlu eden şeyleri sık sık tekrarlayın. Lakin aynı yerde takılıp kalmayın size mutluluk veren şeylerin sayısını sürekli artırın. Alışveriş yapmak gibi düşüncelerden uzak durun. Çünkü bu tür davranışlar bir süre sonra kontrolden çıkıp sizi üzmeye başlayabilir.
Bütün bunların yanı sıra yediğiniz içtiğiniz şeylere dikkat edin. Gezdiğiniz dolaştığınız yerlere, arkadaşlarınıza özellikle size olumsuz düşünceler aşılayan arkadaşlarınız ile aranızda bir mesafe olmalıdır. Bu mesafeyi zamana yayarak daha da açın. Böylelikle olumsuzluklardan kaçın. Sağlıklı beslenin. Sağlıksız şeylerden uzak durun. Sağlığınızı koruyun. Zihinsel egzersizler yapın. Ara sıra zihninizi zorlayın. Bunu rakamlar ile yada kelimeler ile yapın. Bir konu üzerinde bir süre yoğunlaşın. Olumsuz şeyler ile ilgili zihninizi yormayın. Pozitif şeyler düşünün ve hayal edin. Temiz giyinmeye temiz yerlerde gezinmeye dikkat edin. Planlı ve programlı yaşamaya özen gösterin. Düzenli olarak yaptığınız iyi alışkanlıklar edinin ve bunların sayısını artırın. Alışkanlıklarınızı gözden geçirin, yaşınıza eğitim durumunuza ve çevreye göre (çevrenizdeki bağnaz düşünceleri kastetmiyoruz) yeniden düzenleyin. İzin günlerinizi dinlenmeye ve yorucu olmayan gezilere ayırın. 
Örnekleri çoğaltmak elbette mümkün ve mümkün olan her şey de sizin elinizde, isteğinize bağlı unutmayın.

Hasan Karataş 08.01.2020

2 Ocak 2020 Perşembe

Söyle Adın Neydi Senin

Söyle Adın Neydi Senin
Haydi söyle adın neydi senin. Neden çıplak ayakla gezerdin kaldırımları. Neden dağınık saçların. Hiç düşünmez misin. Yokluğu zordur bazı şeylerin. 
Gece olunca üşür insan nerede olursa olsun. Hangi mevsimi düşünürse düşünsün. Yağmurlu yada yağmursuz. Bir bakarsın kar düşer bulutlardan. Bir bakarsın yıldızlar dökülür gökyüzünden. 
Hani nerede kalmıştık. Neden geziyordun ıssız kaldırımlarda yalınayak. Neden kimsesizlere özeniyordun. Sahi kimin kimsen yok mu senin. Geceleri tekin değildir bilmez misin sokaklar. Nereden başlasak bilmiyorum. Sen başla bir yerlerden. Ben arar bulurum seni cümlenin yüklemlerinden. Tamam yeter bu kadar kaçma artık kendinden. Bırak yağmurlar soğutsun yüreğini. Çıkma bu vakitlerde zamansızca düşlerimden. Unuttum o konuyu. Belki de vazgeçmişimdir. Bilmiyorum neden sorduysam o soruyu. 
Tamam sen yağmuru düşün. Kar soğuktur üşürsün. Kaçma bu kez. Kaçma kendinden.
Üşüyorsun. Belli işte titreyişinden.  Korkma üşümek insana mahsus değil. Korkma bende üşürüm bazen. 
Hani yitip gitmiştin uzun zaman önce. Belli belirsiz bir hatırada yakalamıştım seni ilk kez. Kaçar gibiydin belleğimden. Tutup çıkardım işte seni. Gizlendiğin yerden. Şimdi daha berrak. Şimdi daha yalın bir düşün ortasındasın. Kaçma! Biliyorum kaçamazsın da. 
Başla işte bir yerden. Anlat anlatabildiğin bir şeylerden. Düşün Nisan ayındasın. Gökyüzünde yıldızlar var. Bir deniz kenarında öylece kumsaldasın. Portakal çiçeklerinin kokusu doluyor burnundan içeri. Deniz koyu mavi. Bir ağıt gibi denizin dalga sesleri. 
Bu olmadı belki de. Bir eylül sabahındasın. Bir üzüm bağında. Dalından kopmayı bekleyen meyveler var. Uzat ellerini. Tut kopar işte beni. Çek al beni dallarımdan. Kıyamam sana düşerim ellerine. 
Bu güne dön istersen. Sahi yarım kaldı bugün. Yaşanacak saatler var daha. Hava birazdan daha da soğuk olacak. İçin titreyecek. Yalnız, yalınayak bu kaldırımda bir düş gibi süzülüp kalacaksın belki de. Hadi kalk ayağa yürü yeniden. Isıtmaz seni bu kaldırım. Üzerine gün düşmeden. 
Hadi artık geç oldu. Gidelim. Kalk yerinden. Üşümüşsün. Üzgünsün. Çünkü insan üzgün iken anlamaz üşüdüğünü. Bir dal kardan dolayı kırılıp düşmüşse ağaç hissetmez ayrılığı. 
Haydi toparlan işte. Bir isim bul kendine. Bir sebebin olsun. Gitme öylece. Adın kalsın belleğimde. Söyle! Söylesene. Sahi adın neydi senin.
Hasan Karataş
02.01.2020

Bu Blogda Ara