29 Mart 2020 Pazar

Eskiden Çok Eskilerden

Eskiden yollar vardı
Şu dağın eteğinden geçen
Yer yer dağın sırtına yönelen
Irmaklar akardı kenarından
Kuzular otlardı ya
Şu karşı dağın yamaçlarında
Eskiden yollar vardı
Doğanın en içinden
Geçmeye çalışırdık
Geçilmez nehirlerden
Uzaklar hep karlı dağın ardında olurdu
Şimdi mevsimler geçiyor ya
Karlı dağda kar görülmeden
Eskiden çok eskilerden 
Ağaçlar vardı
Dağlara tepelere
Adını veren
Çiçekler açardı
Alabildiğince serpilen
Tüm yamaçlara
Tüm ovalara
Eskiden çok eskilerden
Bir hikaye biterdi
Yine başladığı yerlerde
Hayaller vardı
Şu karşı dağın ardında geçen
Evet hepsi eskiden
Hepsi eskilerden
Mesafeler dağlar ile ölçülürdü
Bahar hep karşı yamaçlarda görülürdü
Güneşin doğuşu görülürdü
Şu tepelerden
Adım adım
Batar giderdi 
Güneş şu karşı meşeliklerden
Eskiden evet hepsi eskiden
Çocuklar hiç hayal kurmazdı
Pencerelerden
Aşıp giderdi gün
Şu karşı tepeden
Saklanırdı dağın ardına
Bir çocuk belleğinden
29.03.2020
Hasan Karataş

21 Mart 2020 Cumartesi

Son Vuslatımız

Hatırlamıyorum işte
Zaman hangi zaman
Günün birinde işte
Bir ikindi vaktinde
Bilmiyorum hangi şehirde
Hangi mevsimde
Düşerim yine yüreğine
Bir hasret sarar mı bilmem
İçinde bir sızı olur mu
Eski hatıralar
Bakışlarım düşer mi aklına
Titreyen ellerimi 
Hatırlar mısın bilmem
Yokluğumun üstünde ki
Sis perdesi ne zaman kalkar
Ne zaman sarsar seni
Kaybetmişliğin
Bir mukayeseye gerek var mı
Bunca zamanı kaybetmişken
Avutur mu seni bilmiyorum
Bir zamanlar seni sevmişliğim
Senin için şiirler yazmışlığım
Hani belki hatırı kalmıştır
Bir fincan kahve içmişliğimizin
İşte o zaman anlarız ikimizde
Doğru mu söylemiş eskiler
Bizi biz eden 
Sevdadan geçtikten gayrı
Bir ehemmiyeti var mıdır sence
Bunca yaşanmışlığın
Bir hesabı muhasebesi
Olur mu bilmem işte
Onu da sen ölç, biç, tart
Gönül terazinde bir bir
Soruların cevaplarını sen bul
Sen ayıkla bütün yanlışları
Vicdan terazisi, hassastır derler
Sen koy elini vicdanına
Yeniden yargıla ikimizi de
Sen kır kırılacaksa kalemimizi
Sen vur vurulacaksak ikimizi de
Sen ver kararını
Bunca seneden sonra
Kavuşacaksak da 
Sen ver yine ilk selamı
Sen söyle 
Son ya da ilk kelamı
Bu son fırsat ikimiz içinde
Yollar tekrar ayrılığa
Varırsa eğer
Sende bil 
Bu son vuslatımız bizim
Son karşılaşmamız
Birbirimizden uzakta
Son hesaplaşmamız

Hasan Karataş
21 Mart 2020

19 Mart 2020 Perşembe

Bizim İnsanımız

Bizim İnsanımız
Herkesin malumu biz çok okuyan bir toplum değiliz. Yüzeysel yaşarız. Derinlikler bizlik değildir. Gördüğümüz şeyi beğenip beğenmediğimizi hemen belli ederiz. Hakkında malumatımız varmış gibi uzunca konuşabiliriz. Sosyal bir toplumuz aslında konuşmayı çok severiz. Her konuda bir fikrimiz vardır. En çokta spor ve siyaseti severiz. Öyle tutkunuzdur ki bazen eşi, dostu kırarız bu uğurda. Takım tutmak, bir siyasi parti tutmak benzer şeylerdir bizde. Apayrı anlamlar yükleriz. Kendimiz ile özdeşleştiririz. Konumuz siyaset veya spor değil elbette. Parti'ye değil kişilere bakmadığımız sürece bir şeyler değişmeyecekte.  Demiştim ya biz yüzeysel bakan bir toplumuz. Bu da onun bir sonucu işte. 
Biz sosyal bir toplumuz. Yolculuklarda yanımızdaki yada sağımız, solumuzdakiler ile hemen iletişime geçeriz. Sahiplenme hissimiz kuvvetlidir bizim. Mahalle, şehir, takım vs. ne varsa sahipleniriz. Benimseriz. 
Konuyu getirmek istediğim yer aslında sosyal medya. Bu geniş konuda, bizim insanlarımızın sosyal medya ya olan ilgisinin fazla olması idi aslında benim zihnimi meşgul eden. Buraya nereden geldiğimi sanırım tahmin etmek zor olmasa gerek. Okumak ve beğenmek konusundan buraya geldim. Bizim insanımız okumayı pek sevmez. Beğenmek, beğenip geçmek daha çok bize göre sanırım. Merak ettiğim bir şey de var aslında. Uzun yazıları okumayı sevmeyiz. Sıkılır içimiz, hele ki bir de bizi açmadıysa hemen uzaklaşırız. Bir daha da o muhitin yakınına bile varmayız. Eğlenceli şeyleri severiz. Güldüren şeyler hoşumuza gider. Ondandır Kemal Sunal filmlerini defalarca izlemişliğimiz. Şiire aşinayızdır. Arada bir okuyup dertleniriz. Derin derin anlamlar yükleriz mısralara. Dalarız uzaklara. Şiirinde kısası makbuldür elbette bizde. Uzun uzadıya şiir mi olur düşüncesi baskındır. Konuyu uzatarak okunma oranını iyice dibe çekmeyelim. Bizim insanımız böyledir işte.

Bu Blogda Ara