30 Ekim 2020 Cuma

Virane

Kaç kez geldim kapına. Kaç kez vurdum kapılara, camlara duyan olmadı. Kapanmış kapıları açan olmadı. Sürgülenmişti bir kez, defalarca kilitler çevrilmişti yatağında. Bir ölüm sessizliği idi geriye kalan. Bir kapı kolu vardı hiç kıpırdamayan. Sanki hiç dokunulmamış gibi duran. Yoksundu uzun zamandır, sıcak bir dokunuştan. Üstüne tozlar tutunmuş, kaplaması solmuştu. Bir arayış içinde yolun sonuna yakın bir yerde bulmuştum onu. Lakin o kendine, özüne çekilmişti çoktan. Yitip gitmişti gözlerimin önünde ayrı yollardan. Son umut kırıntısını bıraktım yere. Açılmayacak kapıyı zorlamak nafile. Yorgun düştü ayaklarım. Gönlümü koparamadım kapı önünden. Bir umut taşır mı diye baktım yeniden. Açılır mıydı bilmem, ben küçük bir aralıktan sızan bir ışığa razı iken. Mümkün değildi. Her şeye inat, açılmaz bir kapı işte. Öylece önümdeydi. Etraf yıkık viran haldeydi. Dolaştım bahçeye girdim. Attığım her adım da binlerce umudu yitirdim. Bahçenin halinden belliydi işte. Giden gitmişti çoktan. Kapılar kilitlenmiş, perdeler çekilmişti. Beni bırakın kenarda, ışığa bile setler çekilmişti. Çekilen perdeler bile çoktan rengini kaybetmişti. Bir ölüm sessizliğinde güller çalılar arasında çoktan yitmişti. Döndüm geriye. Vazgeçtim, girilmez bahçeye girmeye. İzler silinmiş, yollar kaybolmuş bahçeden çıktım kapı önüne. Gülümsedim kendime. Terkedilmiş bir viraneye hayat veririm diye günlerce bekleyişime. Döndüm öylece. Döndüm geriye. Her şeyi bıraktım o kapı önünde. Sessizce ayrıldım. Çıkıp gittim işte. Bilmediğim yerlere.
Hasan Karataş
30.10.2020

20 Ekim 2020 Salı

Unuttun mu?

Kime söyleyim ben şimdi
Kimden sorayım seni
Rüzgara seslensem 
Alıp götür mü 
Bulutlar seni getirir mi bilmem
Düşer mi avuçlarıma gözyaşların
Okşar mı saçlarımı
Rüzgarla ellerin
Düşer mi bakışların
Bir hazan dalına
Düşer mi yine
Aklına seni sevmişliğim
Unuttun mu yoksa beni
Unuttun mu yoksa
Sana yazdığım şiirleri
Unuttun mu sevgili
Yoksa çoktan beni

19.10.2020 Hasan Karataş

Sizden Gelen Yorumlar
Şiiri bir kaç defa okudum. 
Ben naçizane fikrimi belirtecek olursam eğer. Tabi bunu bir varsayım üzerine söylüyorum. Bu şiiri yazdıran hissi, kişiyi yada sevgiliyi düşünerek yorumluyorum.
Biri var, yakın ama bir taraftan uzak. Bu uzaklık mesafenin verdiği bir uzaklıktan da olabilir duyguların eksikliğinden yada eş değer olamayışından da olabilir. Rügarın esişinde, yağmurun yağışında hazırladığınız ve anlam yüklediğiniz bir durum. Gözyaşları. Eğer üzülecekse benim yanımda üzülsün yada benim için üzülsün dediğiniz biri. En çokta tuttuğunuz gözyaşlarıyla hüznüne ortak olmak istediğiniz biri. Belki de ağlamanın en aciz anımızın olduğu bildiğiniz için derinlerde bir yerde dökülen gözyaşlarına bile kıyamadığınız biri. Rüzgar ve eller. Sana izin istemeden dokunacak tek şey. Dokunmasından huzur olmayacağın belkide. Ve bir eldeki sevgi dolu parmakların saçlara dokunması. Kimseye dokundurmadığın saçlarını birine emanet etmek. Ellerinin değdiği her saç teliyle huzurla anlara dalmak olsa gerek.
Sonbaharda sevmek ayrı güzeldir. Dökülen yaprakta farkında olmadan yeşermek. Aynı ağacın aynı dalına bakmak, aynı yaprakta birlikte düşmek. Sanırım güzel şeyleri en çok sevdikleriyle paylaşmak istiyor insan. Huzurla baktığın gökyüzünü, baharı, sıradan bir çiçeği bile birlikte görmeyi istemek yüreğini paylaştığın birine hayatımı da paylaş demenin farklı bir yolu sanırım. Sevmeyi unutmak daha doğrusu sevildiğini unutmak. Bu satır çok fazla anlam taşıyor. Şair bu soruyu kendine de sormuş olabilir aslında. Kendince sevdiği biri için söylemiş olabilir. Burada sevilen kişiye iş düşüyor galiba. Bilmesi, hissetmesi yada hiç fark etmemesi üzerine bir sürü olasılık var. O uüzden verilmek istenen mesaj okuyana göre değişecektir. Tabi sizin vermek istediğiniz şey belki de sadece sevdiğinizi söylemekte olabilir.
Ve daha önce yazdığınız şiirleri de ekleyerek düşünürsek, sahibini bilmediğiniz o şiirlerin kime ait olduğunu bulduğunuzu anlamalıyız belkide. Veya o olsun dediğiniz birine unuttuğunu söyleyerek aslında hiç bilmediği o şiirleri senin için yazıyorum deme şeklide olabilir. Yada hayallerde oluşturulan biridir bu. Hep sizi hatırlasın istediğiniz, unutmasına izin vermek istemediğiniz. Belki de sizin unutmadığınız, unutamadığınız biridir.
Sanırım herkes kendi ruh haline göre çok farklı şeyler bulup anlaya bilir. Sizin istediklerinizi, beklentilerinizi anlattığı gibi "bana geleceksen bunun için gel" diyen birini de açıklıyor gibi.

Yazarken bende şu duygu ve düşünce ile yazmıştım.

Soracak derdini anlatacak birisi yok etrafında
Bulutlara rüzgara haykırmak istiyor. Sevgiliye ulaşmak sesini duyurmak istiyor.
Rüzgarların ona yarinden bir koku bir ses getirmesini umut ediyor. Yağmurlar daha çok hatırlatıyor. Yağan yağmurun onun gözyaşları olduğunu düşünüyor. O yarin de kendini sevdiğini düşündüğünü gizli gizli ağladığını düşünüyor. Öyle olsun istiyor belki de
Gökyüzüne dua edercesine ellerini açtığında düşen yağmurların yarin gözyaşları olduğunu hissediyor. Ya da öyle umut ediyor. Belki de gözyaşlarını avuçlarında toplayıp yüzüne gözüne sürecek. Bu kadar çok seviyor.
Rüzgarın saçlarına dokunuşunu yarin elleri gibi hissetmek istiyor.
Gel dokun saçlarıma diyor belki de.
Hüzünlü bakışlarını bir hazan dalının hüznü gibi düşünüyor. Hazan dalına baktıkça onun hüzünlü olduğunu düşünüyor.
Düşünüyor. Yarin aklına onu sevdiğim gelir mi diye. Burada bir acındırma hissi. Hatırlanma isteği var.
Unutmuş olmasından korkuyor. Unutma demek istiyor. Her daim hatırla.
Bütün şiirleri sana yazıyorum demek istiyor.
En acı kısmı 
Sevgilinin unutmuş olma ihtimali. Unutma diye haykırıyor. Hatırla diyor. Asla unutma.
Çoktan unutmuş olduğunun farkında aslında.

Salt gerçeği öğrenmek istiyorsanız.
Bugün moralim bozuldu. Canım sıkıldı. Gezip dolaşmak istedim. Bu videoyu çektiğim yere geldim. 
Sonra bu video ya bir şiir lazımdı. Oturup yazdım. Biraz acıklı olsun dedim. Sevgiliye seslensin. Unutulmaktan korksun istedim şair. Güzel sevgiler unutulmayı asla haketmezler çünkü.
Unutma derken, sevgilinin onu sevmiş olmasını, uzaklarda onunda hüzünlenmis olmasını da diledim.

13 Ekim 2020 Salı

Toprağın Hikayesi

Toprak deyip basıp geçtiğimiz yerlerde ne hikayeler yatıyor. Nelere tanıklık etti de biz farkında değiliz. Şuan bile üzerine bastığımız. Yürüyüp geçtiğimiz toprağa her gelip gecenin haleti ruhiyesi siniyor. Toprak en büyük tanık aslında yaşanmışlıklara. En çok o pay alıyor yaşananlardan. Nihayetinde insan bir gün ebedi istirahati için toprağa uzanıyor. Bütün dertleri, üzüntüleri, bütün yaşanmışlıklarını toprağa teslim ediyor. Hiç birimizin hikayesini kabul etmemezlik yapmıyor. Ne alırsa kabul ediyor. Bazen yıllar alıyor, bazense çok çabuk kendine katıyor. En derin acıları, en katlanılmaz dertleri toprak kabul ediyor. 
Bize dayanılmaz gelen her şey toprakla buluşunca toprak ona bağrını açıyor, kabul ediyor. 
Bir tohum bırakıyorsun. Bir ağaç oluyor. Bütün kökleri ile toprağı sarıp sarmalayan. Demek ki yaklaşım burada bile önemli. Ne kadar derine kök salarsa ağaçlar o kadar heybetli oluyor. O kadar dayanıklı. 
Binlerce yıl insanoğlu işleyip, ekip dikmiş toprağa ve karşılığını almış fazlasıyla. 
Hiç düşündük mü? Ne hikayeler var geçip gittiğimiz, üzerine bastığımız topraklarda. Ne canlar düştü kayboldu içinde. Yeri geldi kanlar aktı. Yeri geldi gözyaşları döküldü. Binlerce yıldır yaşandı toprak üzerinde. Hala yaşıyorsak toprağa olan bağımız var bir yanında.
Toprağa dokunmak iyi gelir insana. Toprak ile uğraşmak ilgilenmekte. Hiç gezindiniz mi toprak üzerinde çıplak ayakla. Dokundunuz mu? Hissettiniz mi? Sizin hikayeniz de düştü mü toprağa. Ya da sizden önceki hikayeleri hiç düşündünüz mü dokununca toprağa.
Toprağın hikayesi bizlerin de hikayesi aslında.

Hasan Karataş 
13.10.2020

4 Ekim 2020 Pazar

Unuturum Sanma

Haydi git sevdiğim
Kaç kaçabilirsen sevdadan
Yüreğinde ki beni
Söküp at atabilirsen
Bir yaprak düşer ansızın önüne
Hazan vurmuştur bir kere
Basıp geçemezsin
Kaldırıp atamazsın
Hüzünlü bir aşk dökülür yüreğinden
Kaçamazsın sevgimden
Gökyüzünde ki ay
Bulutlar yağmurlar
Vurur ince ince tenine
Dokunur ay ışığı 
Islatır yağmurlar
Hatırlarsın işte
Hatırlarsın beni
Geldiğin yerler
Dokunduğun her şey
Saçlarında ki gizlemeye çalıştığın beyazlar
Yüzün de gülümseme
İçinde hüzün
Anlatır sana bir ömür beni
Şimdi git sevdiğim
Unuttun say
Yaşanmamış bil
Kaç kaça bildiğin kadar
Bir gün tüm hatıralar
Hatırlatır sana beni
Ağlarsın
Umutsuzca geceleri
Biliyorum
Dönmek istersin
Geçen günleri düşünüp
Yazik ettik dersin
Unutma sevdiğim
Unuttuğunu sandığın an da bile
Ben hep seninleyim


Hasan Karataş 04.10.2020

Bu Blogda Ara