UNUTMAK
Unutuyor insan ağır ağır yaşadıklarını. Siliniyor hatıralar bir bir. Önce detaylar kaybolup gidiyor. Sonra kalından inceye doğru örülmüş bir ağ gibi silinen her ince çizginin yerine bir sonraki geçiyor. Ağır ağır yok oluyor. Netlik bozuluyor. Kalın çizgiler inceliyor zamanla kopuyor, siliniyor. Dur durak bilmiyor insan belleği yeni şeyleri eklerken eskileri eskitiyor işte. Bir bakıyorsun izler kalmış geride. Kırıntıları toplayıp bir araya getiriyorsun. Sonra onlarda kayboluyor. Hatırlamak bir o kadar zorlaşıyor. En kötüsü ya da en iyisi mi bilmiyorum. Unuttuğunu, kaybettiklerini hatırlamıyor insan.
Önce saatler gidiyor, ardından günler, haftalar kayboluyor. Öyle zaman geliyor aylar da gidiyor. Böyle bir şey olmuştu, yaşanmıştı lakin hangi aydı diyorsun. Sonra mevsimlerin üstünü kaplıyor sis perdesi. Ağır ağır çöküyor üzerine. Soğuk bir mevsimdi, çiçekler açmıştı, sıcaktı, kar yağmıştı şekline dönüyor mevsimler. Onlar da kayboluyor zamanla. Zorlanıyor insan belleği silik hatıraları toplamak için. Toplayamıyor da zaten. Bırakıyor dağınıklığın ortasına, kalıyor her birinde bir parça ayrı yerlerde.
Unutmak için bir çaba gerekmiyor. Hiç bir çaba göstermeyince unutuluyor. O yüzden eskiler “hatıraları tazeledik” diyordu eskileri yad edince. Tazelemeyince kayboluyor, unutuluyor. İnsan belleği uzun zaman hatırlamayınca siliyor izleri. Silinmez sanılan her şey, insan belleğinin yitiminde yokluğa mahkum oluyor. Zamanla her şey kayboluyor.
En iyisi unutmak
Unutmak yenilenmek belki de.
Hasan Karataş
09.09.2019
Okuyanlar, yorum kısmına yorumları ile birlikte, okudum diye yazarlarsa memnun oluruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder